Gündem

Haşim Kılıç Sivil Siyaset Hareketi sitesine röportaj verdi

Haşim Kılıç

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Türkiye’de siyasi partilerle ilgili verilen kapatma kararlarının beraberinde sistem tartışmalarını getirdiğini belirterek,

İstikrarsızlığı gerekçe göstererek, sistem değişikliğinin şart olduğunu öne sürenler, ne olduğunu hala anlayamadığımız getirdikleri “yeni sistemin” sorunları çözemediğini kısık sesle de olsa dile getirmeye başladılar.”dedi.

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Sivil Siyaset Hareketi isimli internet sitesine röportaj verdi. Kılıç, AYM’de üye olduğu süreçte ortaya çıkan tartışmalar, başörtüsü meselesi ve siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin verilen kararlara yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Kılıç’ın değerlendirmeleri şöyle:

Başörtüsü Yasağı

Devlet sistemine ait olması gereken laiklik kavramını, bireyin dini inançlarına yansıtarak eğitim hakkını gasp edenler, Cumhuriyet tarihinin “Türkçe ezandan” sonra yaşanan en fahiş hatasını yapmışlardır. Bugün yaşanan sorunların köklerini bu anlamsız yasaklarda aramak hiç de yanlış olmayacaktır. Ben olaya başından beri bir özgürlük sorunu olarak baktım. Özgürlükler mahkemesinin bir mensubu olarak da bunu savunmak benim için hiç zor olmadı. İdeolojik bağnazlığın etkisiyle evrensel anlamından koparılarak bize özgü laiklik – bize özgü demokrasi veya hukuk devleti anlayışı, ülkemizi medeni dünyanın kenar mahallesi yapmaktan başka bir sonuç doğurmamıştır.

Laiklik Tartışmaları

“Cumhuriyetin gerçek sahibi olduğunu iddia eden vesayet odakları, devleti laikleştirmek yerine ‘toplumu laikleştirmek’ gibi can yakıcı bir hatanın içine düştü. Toplumun dini nasıl anlayacağı ve ne şekilde yaşayacağı devletin genelgeleriyle şekilleniyordu.”

Parti Kapatma Kararları

Siyasi parti kapatma davalarına gelince; bu konu ne zaman gündeme gelse gerçekten içimi hüzün kaplıyor. Siyasi parti kapatma davalarında AYM’nin iyi bir sınav verdiği söylenemez. Siyasi hayatın vazgeçilmez unsuru olan siyasi partilerin uzun ömürlü olamamasının en önemli nedenlerinden birisi yaşanan darbeler ise, diğeri de AYM’nin kapatma kararlarıdır. Siyasi partilerin kısa ömürleri, demokratik kültürün ve uzlaşma yollarının gelişmesine engel olurken, günün sonunda sistem arayışlarının ortaya çıkmasına da zemin hazırlamıştır. İstikrarsızlığı gerekçe göstererek, sistem değişikliğinin şart olduğunu öne sürenler, ne olduğunu hala anlayamadığımız getirdikleri “yeni sistemin” sorunları çözemediğini kısık sesle de olsa dile getirmeye başladılar.

Şu gerçeğin altını çizmek zorundayım, AYM’nin önüne gelen kapatma davalarında, duyulan ideolojik vehim ve kaygılar sonucu, laiklik ile inanç özgürlüğü, terörle de ifade özgürlüğü arasındaki olması gereken evrensel sınırlar çizilememiş, sonunda kapatılan partiler mazlum konumuna düşürülmüştür. Endişe duyulan potansiyel tehlikeler partileri kapatmakla ortadan kalkmadığı gibi, tam tersine haksız rekabetin imkânlarından faydalanan yasaklı düşünceler daha geniş kitlelere ulaşma başarısını göstermiştir.

İkna Odalarının Bedelini Ağır Ödedik

“AYM’nin başörtüsü hakkında geçmişte verdiği her iki kararın da kimlere lojistik destek verdiği çok açık biçimde ortadadır. Bu kararlara dayanılarak yapılan baskının, dayatmanın, ikna odalarının ve yok edilen insanlık onurunun bedelini çok ama çok ağır ödedik. Hak ve özgürlüklerin insanoğlunun tartışmasız en kutsal değeri olduğu düşünülürse, bununla savaşan kim olursa olsun günün sonunda yenik düşmeye mahkûmdur. İlkel bir laiklik anlayışını bu topluma dayatanlar, bugün yaşadığımız sorunlardan şikâyetçi olmayı asla hak etmiyor. Devlet kudreti kimin elinde olursa olsun, ötekilerini yok sayan bir anlayışla var olamıyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir